Politika

İletişim Başkanı Duran, AA Haber Ödülleri Töreni'nde hakikatin önemini vurguladı

İletişim Başkanı Duran, hakikatin görünür olması için tüm güçleriyle çalıştıklarını, Dezenformasyonla Mücadele Merkezinin sahte içerikleri hızla belirlemek ve doğru bilgilendirme sağlamak üzere bütün kamu kurumlarıyla işbirliği yaptığını belirterek temel hedeflerinin Türkiye Yüzyılı vizyonuyla sağlıklı iletişimi ve ülkenin iletişim ekosistemini güçlendirmek olduğunu söyledi. Duran, gazetecilerin sorunlarını yakından izlediklerini, çalışma koşullarını iyileştirmek ve mesleki olanaklarını geliştirmek için çaba harcadıklarını da ifade etti.

27 Ekim 20268 dk okuma0 yorum
İletişim Başkanı Duran, AA Haber Ödülleri Töreni'nde hakikatin önemini vurguladı
Haberi dinle
Özet hazır
Reklam Alanı · 728×90

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, hakikatin görünür hale gelmesi için İletişim Başkanlığı bünyesinde bütün güçleriyle çalıştıklarını ifade ederek, "Dezenformasyonla Mücadele Merkezimiz, sahte içeriklerin hızlıca tespit edilmesi ve doğru bilgilendirmenin yapılabilmesi için bütün kamu kurumlarımızla beraber çalışıyor." açıklamasını yaptı.

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un himayesinde Meclis Tören Salonu'nda gerçekleştirilen Anadolu Ajansı (AA) Haber Ödülleri Töreni'nde konuşan Duran, Milli Mücadele döneminde Gazi Mustafa Kemal'in talimatıyla hayata geçirilen AA'nın, kuruluşunun ilk yıllarında milletin haklı davasını dünyaya duyurma yönünde stratejik bir görev üstlendiğini dile getirdi.

İçeriğini ve yayın çizgisini günden güne güçlendiren AA'nın Türkiye'nin en köklü kurumları arasına girdiğine işaret eden Duran, günümüzde dünya ölçeğinde bir kapasiteye sahip olan Anadolu Ajansı'nın son yıllarda bir yandan hakikatin sesini güçlü şekilde duyurduğunu, diğer yandan Türkiye'deki ve dünyadaki gelişmeleri kaydeden güçlü bir hafıza halini aldığını belirtti.

Duran, bu konudaki düşüncesini, "106 yıl önce milletimizin haklı davasına ses olmak için yürütülen mücadelenin bugün, dezenformasyona ve manipülasyona karşı hakikatin sesini yüceltmek sorumluluğuyla devam ettiğine canı gönülden inanıyorum." sözleriyle aktardı. Televizyon ile yazılı basının yerini bu dönemde önemli ölçüde dijital mecralara bıraktığını hatırlatan Duran, mecralar farklılaşsa da küresel aktörlerin medyayı halen "kitleleri tek tipleştirmenin" aracı olarak değerlendirdiğini ve geçmişte bir kitle iletişim aracı olan televizyonların da bu doğrultuda görev yaptığını söyledi.

Duran, önceki dönemlerde televizyonlardan aktarılan bilgilerin kamuoyunca tartışmasız doğru sayıldığını, kimi zaman çıkar çatışmalarının ve ideolojik önceliklerin hakikatin kendisiymiş gibi sunulduğunu ifade etti. Burhanettin Duran, Soğuk Savaş sonrasında tek kutuplu dünya oluşturulurken küresel medyanın askeri müdahalelere meşruiyet kazandırılan bir mecraya dönüştüğünü belirterek, 1991 yılındaki Körfez Savaşı'nın CNN televizyonunda günler boyunca taraflı ve tek yönlü canlı yayınlarla verildiğini anlattı.

"Öldürenleri naklen ifşa ettiniz" CNN yayınlarının savaşı ve ölümü insanların eğlencesine dönüştürdüğünü dile getiren Duran, "Ekranlarda boy gösteren silah uzmanları ve petrole bulanmış karabatak kurmacası zaten milyonların zihninde başka bir halkın bombalanmasının rızasını oluşturmuştu." ifadelerini kullandı. Duran, savaş devam ederken tanınmış Fransız düşünür Jean Baudrillard'ın televizyonlara çıkarak "Bu bir komando seremonisidir." dediğini anımsatarak, ekranları başında izleyenler açısından Körfez Savaşı'nın bir gösteriye dönüştüğüne dikkati çekti.

İletişim Başkanı Duran, söz konusu gösteri ekranlardan takip edilirken kentlerin bombalandığını, buna karşın izleyenlerin ne iştahının kesildiğini ne de uykusunun kaçtığını söyledi. Savaş sırasında medyanın aktardığı gelişmeler aracılığıyla toplumlara dilediği biçimi verdiğini ve dünya genelinde arzuladığı algıyı yarattığını belirten Duran, sözlerini şöyle sürdürdü: "Peki bu anlattıklarım bugün için hala geçerli mi?

İstenen olaylar tek tek bir merkezden ve aktardığım gibi tek yönlü inşa edilebiliyor mu? Benim cevabım, hayır. Clausewitz'in 'Savaş Üzerine' eserini bilirsiniz.

Reklam Alanı · Yazı İçi 300×250

O kitapta insanlığın neredeyse neolitikten ateşli silahların icadına kadar benzer yöntemlerle savaştığı anlatılır. Ateşli silahlar, savaş taktiğinin seyrini, mecrasını, sonsuza kadar değiştirmiştir. Ben de benzer bir durumu bugün dijital mecralar için olduğunu düşünüyorum.

Bu mecralar, algoritmalara ve teknofaşizme rağmen içerik üretmenin doğasını da geri dönülemez şekilde değiştirmiştir. Körfez Savaşı'nda sahte görüntülerle Bağdat'ın bombalanmasını meşrulaştıran ve kitlelerde rıza oluşturan medya, bugün aynı rızayı Gazze için oluşturamadıysa işte sizlerin, gazetecilerin, Ajansımızın bu mecraları üst düzey kullanılması etkili oldu.

Sizler, 7 Ekim'den beri birçok dilde yaptığınız ısrarlı yayınlarla, savaş bölgesindeki varlığınızla, sahadan getirdiğiniz bilgilerle, 'Kanıt, Tanık, Sanık' gibi yayınlarla, hakim bir anlatıyı yerle bir ettiniz. Sizler, ölümü naklen yayınlamadınız, öldürenleri naklen ifşa ettiniz. Uykusu kaçmadan, mağduru ve mazlumu gösteri malzemesi yapan yekpare bir savunma hattını yıktınız.

Bugün bu anlatı çeşitlendiyse ve hakikat evlere, kalplere sızdıysa bu, fedakar gazeteciler sayesinde oldu." "Gazeteciliğin yol gösterici niteliğine her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuyoruz" Duran, Gazze'de yıllardır süren hukuksuz ablukayı, Filistin'deki yaşamı cehenneme dönüştüren kontrol noktalarını ve kendilerini 'Yerleşimci' olarak adlandıran işgalcileri görmezden gelenlerin artık hakikati fark etmeye başladığını vurguladı.

Gazetecilere, "Sesi olduğunuz her bir mazlum için gazetecilerimize teşekkür ediyorum." sözleriyle seslenen Duran, İsrail tarafından başta Gazze olmak üzere Filistin topraklarında katledilen gazetecileri andı. Duran, açıklamalarında şu ifadelere yer verdi: "İletişim Başkanlığı olarak bizler de hakikatin görünür kılınması amacıyla var gücümüzle çalışıyoruz.

Dezenformasyonla Mücadele Merkezimiz, sahte içeriklerin hızlıca tespit edilmesi ve doğru bilgilendirmenin yapılabilmesi için bütün kamu kurumlarımızla birlikte çalışıyor. Bizim nazarımızda dezenformasyondan daha önemli bir konu ise vatandaşlarımızın medya okuryazarlığı refleksini kazanabilmesidir. Bu konuda eğitimlerimiz ve projelerimiz devam ediyor.

Asıl amacımız, Türkiye Yüzyılı vizyonu doğrultusunda sağlıklı iletişimi güçlendirmek ve ülkemizin iletişim ekosistemini çok daha güçlü hale getirmektir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın da ifade ettikleri gibi 'Hakikat ile söylenti, gerçekle algı arasındaki sınırın giderek belirsiz hale geldiği bir medya düzeninde gazetecilik, toplum için adeta pusula işlevi görür.' Bu bağlamda gazeteciliğin yol gösterici niteliğine her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuyoruz." Nitelikli gazeteciliğin özendirilmesi ve meslekteki başarıların takdir edilmesi bakımından Anadolu Ajansı Haber Ödülleri'nin önemli bir işlev üstlendiğini söyleyen Duran, ödüllerin aynı zamanda hakikati arayan ve meslek ilkelerinden ödün vermeyen gazeteciliğin daima destek göreceği yönündeki umudu canlı tuttuğunun altını çizdi.

Duran, gazetecilere yönelik çalışmaları hakkında, "İletişim Başkanlığı olarak gazetecilerin sorunlarını yakından takip ediyor, çalışma şartlarının iyileştirilmesi ve mesleki imkanlarının geliştirilmesi için gayret gösteriyoruz. Bu anlayışla gazetecilerimizin ve medya kuruluşlarımızın yanında olmaya ve nitelikli, sorumlu haberciliği her zaman desteklemeye devam edeceğiz.

Gazeteciliğin geleceğinin hala parlak olduğunu ve olması gerektiğini düşünmek istiyorum." değerlendirmesini yaptı. Duran, ödüle layık görülen gazetecileri kutlarken Haber Ödülleri platformunun hayata geçirilmesine katkı sunanlara, jüri üyelerine ve Anadolu Ajansı'na da tebriklerini iletti. Anadolu Ajansı Haber Ödülleri'ni himayelerine alarak törene ev sahipliği yapan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'a Burhanettin Duran tarafından teşekkür edildi.

#Politika#Haberler
İlginizi Çekebilir
Yorumlar (0)
0/500

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yapın.